Anasayfa + Teknoloji
Haberler
Tekno-iletişim hızı

Teknolojik gelişmeyi en hızlı benimseyen ürünler daha çok bağlıyor bizi kendine. Acaba onlar uğruna uzayda seyahatten vaz mı geçtik? Detaylarda mı kayboluyor çağımız? Bu süreç kaçınılmaz mı yoksa?

Yazar : Murat Armağan
Bir telefonun taşıyamayacağı kadar muhteşem işler başaran cihazlar karşılıyor iletişim ihtiyacımızı. Artık hangi fonksiyonun temel olduğunu sorgulamaktan öte, yeni modeller için gün sayıyoruz ve heyecanla tüketiyoruz bu işlev yığınlarını. Temel fonksiyonu konuşmak olarak tasarlanmış bu cihazları neredeyse daha çok fotoğraf çekmek, MP3 dinlemek, internette dolaşmak, ses kaydetmek, mesaj ya da resim yollamak, hatta oyun oynamak için kullanır olduk. Her yeni modele kolay alışma yeteneğimize karşın, ''teknoloji fobisi'' diye bir kavramdan bahsediyoruz. Motorola, Siemens, Nokia, Sonyericsson ve Samsung gibi markalar, bir yandan tasarımlarına her gün yeni bir fonksiyon eklemek için çalışırken, öte yandan da pazardan daha fazla pay kapma yarışında. Bir çok segment ve modelle pazara farklılık getirme çabası taşıyan bu üretim çılgınları, bakalım sınırları daha ne kadar zorlayabilecekler?

1960'ların efsanevî bilim-kurgu filmi ''Star Trek''te kaptanın cebinden çıkartıp "Atılgan, bizi ışınlayın!" dediği iletişim aracının (communicator) gerçekleşebilme öngörüsü belki de 2020 yılıydı. Oysa film 1999'da uzayda yaşamı anlatıyordu. Artur C. Klark "Space Odyssey"i yaratırken 2001 yılını tüm gerçekçiliğiyle yakalamaya çalıştı. İlginçtir ki, bugün uzayda gezemezken konuşmaktan öte iletişim araçlarına sahibiz. Bu dramatik gelişimin dinamosu nedir, rekabet mi? Trend yaratan, yeni ihtiyaçlar belirleyerek hayatımızı kolaylaştıran firmalar bir adım önde gidiyor. Kim ne derse desin, temel kriter satmaksa, geçerli olan tüketiciyi yakalayan fikirdir. İster moda diyelim buna, ister yeni ihtiyaç...

ARA