Anasayfa + Tasarım
Röportaj
Sottsass'la yüz yüze 'gibi'...

Daracık İtalyan sokağı; filmlerdeki gibi... Beyaz saçlı, yaşlı adam; kitaplardaki gibi... Tasarım konuşuyoruz; hayalimdeki gibi... Öyle rahat, öyle konuşkan ki; bizden gibi!

Yazar : Umut Kart

Bir röportajınızda ''Gelecek diye bir şey yok'', dediğinizi okumuştum...
Hayır, sadece gelecekle çok ilgili değilim. Şu anda, şimdiki zamanla ilgiliyim. Gelecekle ilgili çok isterik olduğumu söyleyemeyeceğim; fütüristikler gibi... Uçak diye bir şey olduğunu biliyorlardı ve ''Hız, gelecektir'', demeye başladılar; belki de haklıydılar. Ama ben hiçbir şeyle ilgili çok retorik olmaktan yana değilim. Hiçbir şeyle ilgili fanatizmi sevmiyorum. Trienalde sadece projeksiyon, teknoloji gördüm. Tasarım değil, mühendislik sergisiydi sanki.
Öyleyse tasarımcının 'iş'ini tarif edebilir misiniz?
İnsanlara yardım etmektir; endüstriye değil! Tasarım ve endüstriyel tasarım arasına bir fark koyuyorum. Sen bu sabah kendini tasarladın; beyaz bir tişörtün var, üzerine siyah bir şey giymişsin, özel bir saatin var... Yani kendini tasarlamışsın. Tasarlamak, bir insanlık gereğidir. Endüstriyel tasarım bir-iki yüzyıllık bir meslek, daha fazla değil. Bu yeni durum, yani endüstri durumu için -birbirinin aynı görünen pek çok ürün üretebilen- makinelerin varlığında tasarmak... Fark ne? Birincisi, o kadar çok ürettiğin anda insanların içinde o ürünü almak için bir arzu da yaratmalısın. Yani ayartmalısın. İkincisi, üretim için finans gerekli. Birinden para istersen, parayı veren kişi o parayla ne yapacağını bilmek ister. Finans, satabilmek için ne üretmek, nasıl tasarlamak zorunda olacağına karar verir. Çok karmaşık bir mekanizmadır ve tasarımcının neredeyse yapacak hiçbir şeyi yoktur. Birçok gereklilik ve kaderle koşullanır. Artık nasıl adlandırmak istersen... Seri üretim için tasarlamak bambaşka bir çalışma alanı. Ama ben artık neredeyse hiç bir şey tasarlamıyorum endüstri için. Galeriler için tasarlıyorum. Çünkü hayatımı gösterebileceğim tek yer galeriler, müzeler, kutsal yerler şu anda. Tasarımın 'kendi için meslek' olduğu alanlar.
Tasarımın herhangi bir fonksiyona hizmet etme amacı olmadığında nasıl hala 'tasarım' diye adlandırıldığını anlamıyorum.
Nasıl istersen adlandırabilirsin orada. Benim için ürünümü müzede göstermek çok zor. Çünkü, tasarım kullanılmak üzere yapılmıştır. Koyarsın oraya, güzel ya da değil, hiçbir şeydir kullanılmayınca.

Uydu salon'da gördüğümüz her şey fazlasıyla şaşırtıcı. Bu kadar şaşırtıcı şey arasında bugünün 'radikal hareketi' nasıl olurdu?
Tasarım sadece şaşırtıcı ise, o endüstri için tasarlanmıştır. Eğer gerçek tasarımsa hislerde gelişmiştir; berrak, kutsaldır. Buraya gelen genç insanların nasıl giyindiğine değil, bana nasıl baktıklarına bakarım ya da kendi hikayelerini nasıl anlattıklarına... Onları alıp almamaya böyle karar veririm. Mesela yüksek topuklu ayakkabılarla gelip kendi yöntemleriyle beni şaşırtmaya çalışan bir kız olsa... Bu, çok fazla!
İtalyan tasarımı çok konuşuluyor; 20 yıl önceki gibi değil...
Her ülkede savaştan ya da bir diktatör öldürüldükten sonra büyük sosyal, politik umutlar olur. Mimarlar, tasarımcılar herkes yeni birşeyler olacağını umar. Yeni bir çeşit özgürlük... Aslında Milano'da 1945'te savaştan sonra herkes dans ediyordu, partilere gidiyordu. Sevişiyor, mutlu oluyorlardı. Ben de geceleri çıkar gezerdim, fakirdim ve yemek için bir partiden ötekine geçerdim. Hayatın farklı olacağını umuyorduk. İspanya'da 5, hatta 10 yıl içinde büyük bir değişim olmuştu.
Daha yakın geçmişten bahsediyordum aslında. Bir dönem İtalyan tasarımcılar tasarımı şekillendiriyordu...
Şimdi bitti! Milano'da İngilizler, Amerikalı, Alman tasarımcılar yaşıyor. İtalyanlar çok az doğrusu.
Memphis bugünün tasarımını nasıl etkiledi dersiniz?
Memphis, genç mimarlarla 'doğal olarak benden genç!' bir araya gelip yaptığımız 10 yıllık tartışmanın sonucudur. Tasarım işinin kaderiyle ilgilidir. Dedik ki; tamam, biz endüstri için değil, insan için tasarlıyoruz. Endüstri diye bir şey olmasa ne yapabilirdik, anlamaya çalıştık. Endüstriyel metotla; zanaatkarlıkla değil. Memphis'e bakarsanız elle yapılan hiçbir sanatsal dekorasyon yoktur. Etkilemiş olabilir, çünkü o bir pencere açma yoluydu; bazı açılardan yeni bir ufuk. Bu açık pencereden ışık geliyordu. Gelen her hareketin ömrü kısa oldu; mesela kübistlerin. Memphis imkanlar bıraktı, yeni önermeler. Entelektüel bir gereklilikti o zaman.
'Tasarımın var olması, kalması, neden yok olmasından daha iyi olsun ki?', diye sorduğunuzu duymuştum...
Sanatın zamana karşı koyması gerektiğine dair eski bir fikir var. Ben de gerekli değil diyorum. Bugün için giyindin, giysinin de kendi kaderi var. En sevdiğim tasarımımı soruyorlar, olmaz! Sürekli tasarlıyorum. Bir tasarımı bitirdiğimde artık onunla ilgilenmiyorum; sanki başkası yapmış gibi. Bırakıyorum, hareket ediyorum. Zamanın beni, her şeyi yok ettiğini biliyorum çünkü. Çin tarihinde belki 500 önemli şair var. İki tanesinin adını biliyorum ben. Peki ya diğerleri? Nereye gittiler?
Son dönemlerde ne üzerine çalışıyorsunuz?
Tasarımcıdan önce mimarım ben. Ziraat turizmi evleri var. Bir sürü sergi var; mesela bir fotoğraf sergisi... Yenilenme merkezi yapıyorum Çin'de.
Peki, oranın kültürünü nasıl irdeliyorsunuz?
Çin mimarisiyle ilgili küçük bir kütüphanem var. Ayrıca bence insan hayatlarında hepimizin bilebileceği bazı temel elemanlar bulunur. Mesela, hava sıcakken bir ağacın altında uzanıp yatmak istersin, değil mi?
Evet, ama yerel değerler, kimlikler etkilemez mi kriterleri?
Bence insanları fikirlerle çok fazla rahatsız etmemek gerekiyor, yoluna devam etmelisin. Çin ormanında gaz istasyonu gibi bir ev yapamazsın. Hakarettir, saldırıdır bu. Bu orman, rüzgar, su, insanlar nasıldır dersin? Belli fikirlerin vardır. Kibar olmak istersen olur; onları şoke etmek istersen edersin.
Ne zaman tasarlamaktan yorulacaksınız çok merak ediyorum.
Yaşamaktan yoruldum ben! Bazı açılardan gerçek tasarımcı ve mimarlar hayatlarımızın çok kırılgan olduğunu bilirler. Çok iyi, sakin olurlar. Genç tasarımcıların bazılarının saldırganlığından hoşlanmıyorum.

ETTORE SOTTSASS KİMDİR?
1917, Avusturya-Innsbruck doğumlu 'İtalyan tasarımcı' Ettore Sottsass, Torino Politeknik'te tamamladığı mimarlık eğitiminin ardından kendi stüdyosunu kurdu. Zanotta'dan Olivetti'ye kadar pek çok tanınmış firma için ürettiği projeler dışında, Vico Magistretti, Marco Zanuso gibi isimlerle ortak çalışmalarda bulundu. Radikal mimaride de etkin bir rol oynayan Sottsass, tasarım ve mobilya kavramlarına alışılmadık bir bakış açısı sunan Memphis'in kurucularından biridir.
www.sottsass.it

ARA