Anasayfa + Tasarım + Haberler
Haberler
Formula 1 tasarım harikası mı?

Direksiyonundan motoruna, ayakkabısından kaskına ve tabii pistlerinden organizasyonlarına kadar her türlü detayı ince elenip sık dokunan Formula 1, 21 Ağustos’ta ülkemizde start aldığında ona bir de tasarım gözlüğünden bakın!

Yazar : Süreyya İzgi
İşte karşımızda dünyanın en çok ilgi çeken motorsporları organizasyonu Formula 1... 21 Ağustos'ta canlı canlı izleyebileceğimiz Formula'da limitlerin yüksekliği ve kullanılan teknolojilerin yollardakinden ileride olması ''tasarım eserleri'' yaratmaya bahane oluyor.

Formula 1'de kullanılan teknolojik tasarımların en önemli özelliği asla hata toleransı bulunmaması. Boğaziçi Köprüsü'nden geçmiş olmasına kanmamak gerek; o, şovun bir parçasıydı. Bu tasarım eserlerinin yaşama adapte edilmesi hala birkaç ışık yılı uzağımızda. Zaten ''dönen paralar'' da herşeyin alıştıklarımızdan/bildiklerimizden farklı olduğunun göstergesi: Formula 1'de orta sıralardaki bir takımın iddiasız yarışabilmesinin maliyeti bile en az 1.5 milyar dolardan başlıyor, 10 milyar doları bulabiliyor. Ferrari, Renault ya da Mercedes McLaren gibi pilotlar ve takımlar şampiyonasını kovalayan ekiplerin bütçeleri ise 15 milyar doları aşıyor.

Limitlerin bu denli uçlarda olması, birkaç yarış izlemekle algılanamayacak, birkaç cümleyle tanımlanamayacak tasarım detaylarıyla güçlü bağlar anlamına geliyor. Bu detaylar sadece yarışan otomobillerin yapısı ya da teknolojilerinden ibaret değil. Öyle ki, otomobillerin üzerinde ilerlediği asfaltın bileşiklerindeki maddelerin yüzde oranından başlayan detaylar, pilotların içinde bulunduğu kabinin, kullandığı kaskın hem darbelere karşı yüksek dirençli, hem de aerodinamik direncinin düşük olmasına, hatta giydikleri ayakkabıları oluşturan yanmaz ultra hafif malzemelere kadar uzanıyor. Formula 1'de boy gösteren Ferrari, Mercedes-McLaren, BMW-Williams, Sauber Petronas, Toyota ve sezonun gözde takımı Renault, tasarımlarını IBM tasarım yazılımı CATIA ile yapıyor.

Sponsor firmaların milyonlarca dolar akıtmasıyla yürüyen ar-ge merkezlerinde geliştirilen otomobillerse teknolojik tasarımlara mecbur; zira hızın böylesi cömert kullanıldığı bir alanda şovun güvenliği için bilmediğimiz motor, fren, süspansiyon teknoloji ve tasarımları kullanılmak zorunda. Böylesi teknolojilerin başta saydığımız limitlerde sergilendiği sahneler olan ve her biri ünlü mimarların elinden çıkma pist tasarımlarındaki konseptler ise başlı başına birer mimarlık harikası. Pistler daha tasarım aşamasındayken, otomobillerin nerede hangi hıza ulaşacağı ve frenleme mesafelerinin hesabı yapılıyor. Pist genişliği ve virajlar buna göre düzenlenirken, pistin asfaltı da özel bir madde ile kaplanıyor. Tabii ki tehlike durumlarında olası riskler de tasarıma dahil; kaza yapan otomobillerin sürükleneceği alanlar bile belli. ''İstanbul Park'' adını alan Formula 1 pistimizin Alman mimarı Hermann Tilke, Hockenheim ve Malezya'daki Sepang pistlerinin de mimari projesine imza atmış bir füturist. Tasarım çizgileri, ev sahibi ülkenin kültüründen de ipuçları taşıyan pist mimarları İstanbul'u, ''geçmiş 10 yıl ve gelecek 10 yılın en iyi pisti'', olarak niteledi.

Böylesi görkemli bir birikimin sonucu olan müthiş gösteri için geriye saymaya başladık. Bundan sonra geriye, -hala varsa- bir bilet edinip tadını çıkartmak kalıyor.

ARA