Anasayfa + Tasarım
Re-cyle ya da U dönüşü...

Süt kutularından kimsesiz çocuk masaları yaparak, plastiklerle camları, kağıtlarla metalleri ayrı ayrı konteynırlara koyarak, insanoğlunun tecavüzüne uğradığı düşünülen dünyanın acısını hafifletmeye yarayan şey olarak, geri dönüşüm…

Yazar : Burcu Aksoy
İnsan türünün yaradılışı gereği yaşadığı ortama bıraktığı beden ve zihin ürünü atıkları taşlamadan önce, yaşayan diğer canlıların kendi doğalarına dair bilgilere ancak insan kapasitesinin izin verdiği ölçüde sahip olunduğunu hatırlayın. Fayda-zarar meselesine girildiğinde, gezegene gerçekte hangi türün ne bıraktığını ya da ne aldığını iyi düşünün. ''Re-cycle'' bu gezegenin vicdanı ve günah keçisidir.

Paketlerin arkasında birbirinin içine geçmiş ok işaretlerini gördüğümüzde, ''U dönüşü'' yapmış bir nesneyi tuttuğumuzu biliriz. Kavramı da tutuyoruzdur aynı zamanda. Şu anda olduğu şeyde, daha önce olduğu şeyi az veya çok hala üzerinde taşıyan nesnedir Re-cycle nesnesi. İster kendi kendini doğurmuş, ister cerrahi müdahaleler sonucunda yaratılmış olsun, bu nesnenin teorik olarak ''yok'' olması mümkün olmayan hale geldiği açık. ''Sonsuzluk'', ''ölümsüzlük'', diye kendini helak eden bir canlı türü olarak, akla gelebilecek her türlü müdahalenin oraya buraya yapıldığı düzende, bütün bunları meşrulaştıracak bir şeye ihtiyaç duyulur. Hatta, insan edimlerinin kabul edilebilirliği için de aynı şey gereklidir. Makul ve anlaşılabilir olma hali herhangi bir biçimiyle Re-cycle'ı kaçınılmaz yapar. Bir şeyin boşa gitmemiş olduğunu bilme hali insanı rahatlatır.

Bu gezegenin faaliyetlerinin ritmine bakacak olursak, ''geri'' dönüşüm ya da ''ileri'' dönüşümün zaten kendiliğinden gerçekleştiğini görürüz; bir canlı ''ölür'', diğeri onu ''yer'', kendi içine alır. Kesintisiz bir devinim! Aynı biçimde, bir nesne ''ölür'', diğeri onu içine alır. Başka şey olur. Dönüşümün zamanlaması budur. Fi tarihinden bugüne dek doğanın izin istemeden yaptığı kendiliğinden dönüşüm ritmini, tasarıma, yani insan zihni ve bedeniyle yapılmış olana uyarlarsak iki şeyle karşılaşırız: Malzemenin yeniden kullanımı ve tasarımın yeniden kullanımı. Malzemenin dönüşmesi için herhangi bir kimyasal ya da fiziksel özelliğin değişmesi yeterlidir. Tasarımın dönüşmesi içinse daha fazlası gerekir. Yaratıcı zihin burada devreye girer. Nesne, tasarlanmış biçiminden kurtulup, kullanım dışı kalmışlar sınıfına yerleştikten sonra, içinde bulundukları kültürün hurdaları olarak ''kayıtlara'' geçtiğinde, başlar geri dönüş. Kavramlarla nesneler ''atık'' olduklarında yeniden kullanımlarıyla bağlantılı olarak yaratıcılık kadar, kültürden, pek çok davranış kalıbından, insan yaradılışından ve paradan bahsetmek gerekir. Kısaca dünyanın mevcut sisteminden.

Atık olmuş ürün kışkırtıcıdır. Kendisini tasarlamış zihinden tamamıyla farklı bir zihnin ürünü olmak üzere ordadır. Belki de tasarımın gerçekten ortaya çıktığı andır bu; yaratıcı zihin kendi artığından, yani az önce geri dönüştürmüş olduğundan bir daha dönüş yapabilir; ki, doğada kendiliğinden olana benzediği tek nokta bu engelsiz sirkülasyondur.

Yalnızca tasarlanmış bir nesnenin değil, çeşitli nitelikteki atıkların; tıbbi, sanayi, insan bedeni atıklarının da yeniden kullanımıyla ilgili bir sistemi konuşuyorsak, yeni bir malzeme dilinden söz ediyoruz demektir. Beden parçalarının da sistemin içinde hiç değilse sanat nesnesi olarak yer aldığını, daha da ötesi mesela; kozmetik ürünlerin tam da içinde bulunduğunu biliyoruz. Kimyasal işlemlerin marifetiyle oluşturulan ürünler de aynı biçimde yeni malzeme keşfinin ta kendisidir. Atıkların zaten değersiz olduğu sabit fikrini didiklersek, birinin attığı şeyin diğeri için hala değer taşıyor olması, sistemi koruyan unsur halinde durur.

Eskiden başka bir şeye ait olan parçaların kendi olağan ya da yapay koşullarından koparılarak tasarımcıların ve üreticilerin en başında hesaplamadıkları biçimde yeniden gezegende yerini alması, somut çözüm için yaratıcı pratik olarak spontan tasarımın varlığına da işaret eder. Bununla birlikte, ''U dönüşü'' ile yakalanmış spontanlığın tadları, insanın kara mizah içeren tarafının güçlü bir ifadesi olabilir. Tavır almanın ya da taraf olmanın gereği olarak bu, insan doğasının olmazsa olmazıdır.

Re-cycle yalnızca insanın hizmetine yeniden sokulmaya çalışılan nesnelerin ve durumların ifadesi olduğu sürece, doğanın kendiliğinden dönüşümüne kıyasla farkı, göreceli bencillikte yatar. İnsan bencilliği hiçbir koşulda sona ermeyeceğine göre, re-cycle ya da muadili bir çözümün doğa yararına uzun vadeli olmayacağını söylemek mümkün. ''Semptomatik tedavi'' olarak geri dönüşüm kalır geriye. Mesele, insanın elindekini zihniyle ne hale getirdiğindedir.

*İç mimar/tasarımcı

ARA