Anasayfa + Tasarım
Röportaj
'Akıllı' mı oturuyoruz?

''Sitting Smart'' sloganıyla tasarlayan Girsberger'in Tuna Grubu ortaklığında kurduğu Silivri tesisinden çıktığımızda, bunu düşünüyorduk kara kara. Zürih'teki Girsberger fabrikası ikinci darbe oldu! Eğri oturup doğru konuşma dönemi geride kalmıştı... Zaman, 'doğru oturma' zamanıydı!

Yazar : Umut Kart
Bizi göz açıp kapayıncaya kadar İsviçre'ye uçuran hikayenin temellerinin 1889'da atıldığını düşünmek tüyler ürpertici! Tornacı Heinrich Girsberger'in dükkanını açtığı tarihten bahsediyoruz. Belki 'açılış' günü çok şey ifade etmiyordur size; ama bugün hala kullanılan, ayarlanabilir piyano taburelerinin malum zat tarafından o tarihten tam 4 sene sonra, 1893'te tasarlandığını düşündüğünüzde siz de bu hikayeyle daha yakından ilgilenme ihtiyacı hissedeceksiniz. 112 sene sonra hala Girsberger ismini telaffuz etmemiz, yalnızca 'ilk'lere imza atmasından kaynaklanmıyor elbette. Bugün ofis mobilyası sektöründe benzerine az rastlanır bir başarıya imza atan Girberger'in, Japonya'da aldığı Üstün Tasarım Ödülü, IBD Ürün Tasarımı Ödülü, Neocon Gümüş Ödülü de değil çıkış noktamız. Amerika'da, Almanya'da ve İsviçre'de bağımsız olarak, Türkiye'de ise Tuna Grubu ortaklığında üretilen Girsberger'in, Dieter Stierli, Fritz Makiol ve Kurt Müller'den oluşan uluslararası tasarım ekibi, geçtiğimiz ay yepyeni bir ürünü tamamladı. Ofis sektörünü yakından ilgilendiren bu gelişme vesilesiyle, Tuna Girsberger Genel Müdürü Mehmet Arda ve bağlı olduğu Girsberger Holding Genel Müdürü Michael Girsberger ile Zürih'te buluştuk.

Serbest tasarımcılarla mı çalışıyorsunuz; yoksa bir tasarım ekibiniz mi var?
Her ikisi de. Ekibin içinde iki tasarımcımız var. Bir diğer tasarımcımız ise şu anda serbest çalışıyor; fakat yıllarca bünyemizdeydi. İçerdeki tasarımcılardan biri ofis oturma sistemleri üzerine eğiliyor.
Kurumsal kimliğinizi böylesine belirgin kılmak zor oluyordur öyleyse; ''brief''leriniz keskin herhalde...
Evet, sürecin en başında ürün gereklilik listesi veriyoruz. Bahsettiğim liste yalnızca tasarıma dair değil. Ürün maliyetleri de aynı liste içinde yer alıyor. Tasarımcı bu taleplerimize bağlı kalarak çalışıyor; ancak, elbette ürüne onların da etkisi oluyor. Eğer dışarıdan bir tasarımcıyla çalışıyorsak, son sorumluluk yine içerdeki tasarımcımızda.
Temel kriterleriniz neler?
Bizim için asli olan ürünün gireceği pazarın standartları. Mesela Hollanda pazarında bizden beklenenlerle Amerika'da beklenenler çok farklı. Ancak, eğer Amerika'nın beklentilerini karşılayabiliyorsak diğer pazarlar, söz gelimi Almanya, kabul ediyor. Temel kriterimiz bu.

Peki, ya ergonomi, estetik vs?
Ergonomi çok yoruma açık bir kelime. Tıpkı tasarım gibi... Bir yanı endüstriyel şartlarla diğer yanı da pazarın ihtiyaçlarıyla alakalı. Ofis ortamlarında tüketicinin ilgisi çoğunlukla mobilyaya yönlenir. Halbuki vücut sandalyeyle doğrudan temas halindedir. Yine de insanlar sandalyenin önemini görmezden gelebiliyorlar.
Türk pazarını hangi anlamda ayrıştırabiliriz?
Teknik olarak büyük farklılıkların olduğunu söyleyemeyiz; ancak, Türk kullanıcısının farkındalığı, ergonomiye verdiği önem daha az. Ofisler söz konusu olduğunda kullanılacak mobilyaları çoğu zaman üst yönetim seçiyor.
Son dönemde, ofislerin ''ev''leşeceği söylendi hep. Halbuki sizin ürünleriniz ''ofis gibi ofis''i vadediyor.
Ofis mobilyası üretmiyoruz aslında; ofis sandalyesi üretiyoruz. Yine de bizce gelecekte büyük bir çoğunluk ''ofis gibi ofis''lerde çalışmaya devam edecek. Biz tasarımlarımızın ''kullanıcı dostu'' olmasına uğraşıyoruz. Müşteriye sayısız seçenek sunuyoruz. Sandalyelerimizin uzun açıklamalar okumadan da kullanabilmesi gerektiğine inanıyoruz.

ARA