Anasayfa + Sanat + Resim
Resim
50 YTL’ye Van Gogh ister misiniz?

50 YTL’ye Van Gogh’un “Ayçiçekleri” nin ‘tıpkısının aynısını’ almak ister misiniz? Hem de Türkiye’den? Bu artık mümkün! Peki, almadan önce bu konudaki tartışmalara göz atmaya ne dersiniz?

Yazar : Belgin Çöleri
Yurtdışında uzun yıllardır üretimi yapılan röprodüksiyonları bildiğimiz poster baskılardan ayıran özellik, yapımındaki teknololoji ve ince işçilikten kaynaklanıyor. Çalışması yapılacak orijinal resmin bir fotoğrafı çekiliyor, bu diadan resim çoğaltılıyor, makineden alınan baskı, güzel sanatlar mezunu bir ekip tarafından özel işleme tabi tutuluyor. Bu işlem sırasında resmin üzerindeki fırça izleri şeffaf bir maddeyle aynen tabloya uygulanıyor, Aynı renklerle ve aynı ışıkla kabartma efekti yaratılıyor. Böylece resim orijinalinden ayrılamaz hale geliyor. Telif hakları yasasına göre eserin kamuya mal olması, yani serbest kullanıma geçmesi için gereken süre 70 yıl. Bu yüzden Osman Hamdi'nin ''Kaplumbağa Terbiyecisi''nden Leonardo Da Vinci'nin ünlü eseri ''Mona Lisa''ya kadar bir çok eser serbestçe kopyalanabiliyor. Çağdaş ressamlarda ise iş ancak telifini ödeyerek gerçekleşiyor.

Tartışmanın tarafları çok! Kimi ünlü ve pahalı bir eserin bu kadar iyi kopyasının yapılmasının, sanat eserinin değerini sorgulatacağını düşünürken, kimi iyi bir kopyayla birçok kişinin eline geçmesinin sanata olan ilgiyi ve sevgiyi arttıracağına inanıyor. ''Büyük paralar verip sahip olduğum bir ressamın eserlerinin röprodüksiyonlarının yapıldığını bilsem hemen elden çıkarırdım o resimleri... Kolleksiyonerliğin özünde de bu yok mudur zaten; nadir olana sahip olma, onu koruma altına alma duygusu'' diyen de var... ''Resmim herkese ulaşabilsin istedim. Niye Gaziantep'te tablolarım asılmasın, niye ilkokulda çocuklar kendi doğalarının resmini çizen bir ressamın tablosuna dokunamasın, diye düşündüm. Bir de Türkiye'de, Türk ressamlardan çok dünya ressamları tanınır. Fikret Mualla'yı bilmezler de Picasso'yu bilirler. Bu yolla Türkler de kendi ressamlarını yakından tanıyacaklar", diyen de...

Bu tartışmalar sürerken, Türkiye'de bu yolla kopyalamayı başlatan Angora Yayıncılık, Van Gogh'dan Cezanne'a, Yalçın Gökçebağ'dan Monet'ye 3000'i aşkın eserin giderek artan siparişlerle satışını yapmaya devam ediyor.





''SANATIN TEMELİNDE ÖZGÜNLÜK YATAR''
Kaya Özsezgin, sanat tarihçisi ve öğretim üyesi

''Sanatçının bütün eserleri kendi tanıtım ve yayın hakkının güvencesi altındadır. Bu hak herhangi bir kişiye ve kuruma devredilemez. Devredilmesi bir çok istismara yol açabilir. Gerçek sanatçı böyle bir şeyden yana olamaz. Ama piyasada bu tür olumsuz örneklere tanık olmaktayız. Gerçek sanatın temelinde özgünlük yatar. Bu özgünlüğü bozan ya da değiştiren veya devreden sanatçı bütün çağlarda geçerli olan temel yasaya aykırı davranmış olur. Ayrıca bu tür uygulamalar piyasada sahte resim yapımını körükler.''









''ÖLMÜŞ SANATÇI HAKLARINI KORUYAMAZ''
Su Yücel, ressam

''Bir sanat eseri herkesin görebileceği şekilde afiş, kartpostal gibi türlü biçimlerde çoğaltılabilir. Ancak bir resmin röprodüksiyonunun yapılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Sanatçı, bir eserinin ikincisini bile aynı şekilde uygulayamaz. Çünkü her seferinde yaşadığı heyecan farklıdır. Yine de bir sanatçı yaşarken böyle bir karar alabilir; o sanatçının kendi kararıdır. Benim rahatsız olduğum nokta, ölmüş sanatçıların eserlerinin serbestçe kopyalanması. Bu çok yanlış bir durum. Çünkü ölmüş sanatçı haklarını koruyamaz.''









''KOPYA, ESERİN DEĞERİNİ DÜŞÜRMEZ, ARTIRIR''
Yahşi Baraz, sanat galerisi sahibi

''Her türlü sanat eserinin, özellikle müzelerdeki resim, halı, mücevher gibi kıymetli eserlerin röprodüksiyonları yapılır. Bu tür eserlerin kopyalarının yapılması sanat eserinin değerini düşürmez, aksine artırır. Ve onun tanınmasına sebep olur. Sanat eserlerinin yüzyıllardır röprodüksiyonları yapılmaktadır. Türkiye'de bu durum yaygın olmadığı için, röprodüksiyonu orjinaline zarar verir, kanısı vardır. Bu bakımdan önemli olduğuna inanıyorum. Geniş halk kitlelerine sanat eserinin ulaşmasının da röprodüksiyon yoluyla olduğunu düşünüyorum.''

ARA