Anasayfa + Sanat
''Beyaz''lığı sorgulayan sanat

Son yıllarda küreselleşerek değişen dünya düzeninde ırk ve kimlik konusu en güncel meselelerden biri. Peki, ‘rengimizin’ yaşamımıza etkisini sanat bize nasıl sorgulatır?

Yazar : Belgin Çöleri
Günümüz sanatında, ırk ve kimlik konusunda yöneltilen soruların başında, ''ırkın, yaşamı ne kadar etkilediği'' geliyor. Renkli derili bir insana karşılık, beyaz bir insanın derisi yaşamını nasıl etkiler? Bu soruya sosyolojik, psikolojik ve antropolojik açılardan birçok cevap verilebilir. Ama sorunun en dolaysız yanıtını, yaşanmış olaylara bakarak ancak tarih verebilir. Günümüzde birçok ülke kendi tarihine dönüyor ve yaşadığı ırkçılık olaylarına bakarak bir değerlendirmede bulunuyor. Bu konuda kendisine en yoğun eleştiriyi yöneltenlerden biri de, kuruluşundan bu yana ırkçılıkla ilgili derin tarihsel izler taşıyan Amerika Birleşik Devletleri. Dünyanın bütün ırklarını barındıran bu ülke, neredeyse tüm tarihini ''beyaz'' ve ''renkli'' ırklar arasındaki toplumsal gerilimlerle yaşadı. Bugün renkli ırklar gündelik hayatın tüm alanlarında evrimleşmeye zorlanmalarıyla, ırkçılığı hâlâ içsel, çevresel ve politik olarak yaşıyorlar. Peki, ya beyazların durumu? Beyaz olmak kişiye nasıl bir ayrıcalık sağlıyor? Bu, Amerikan toplumu ve kültürünün temelinde zihinsel ve bedensel olarak hep varolmuş, ama gerçekte pek sorgulanmamış ''dokunulmaz'' bir konu. Bugün bile pek çok beyaz insan, derisinin psikolojik ve sosyo-politik ağırlığını tartışmanın dışında tutuluyor.

New York Uluslararası Fotoğraf Merkezi'nde 27 Şubat'a kadar açık kalacak "Beyaz: Beyazlık ve Irkın Çağdaş Sanatı" başlıklı sergi, tüm Amerikalılar'a, özellikle de beyazlara şu soruyu yöneltiyor: ''Beyaz deri, beyaz belirlenim ve beyaz ayrıcalığın politik, psikolojik, ekonomik ve kültürel yüklemesi, yaşamınıza nasıl yansır?''

ARA