Anasayfa + Sanat + Sanatçılar
Sanatçılar
Toprağa dönüşün izleri!

Heykelde de tuvalde de farklı teknikler, değişik ve yeni malzemeler kullanıyor Ender Güzey. Her seferinde de daha zorunu seçiyor; kendini tekrarlamaktan kaçınarak, her seferinde yenilenmeye koşarak... Deneyerek keşfetmek istiyor, keşfediyor. Bronz heykelleri, kum resimleri, ağaçtan obje-heykelleri görüp bildiklerimiz; ''heykel sokağı'' ve ''cam köprü'' ise hayata geçtiğinde ''ilk''leri...

Yazar : Sevda Barandır
Fotoğrafçı : Korhan Öztunç
Tünel'de geçmiş çocukluğu, ressam-heykeltraş Ender Güzey'in. Onu Sarıyer'e getirense 10 yıldır yaşadığı evin denize sıfır konumu olmuş. Zira o bir deniz tutkunu. Sanat eğitimini aldığı Münih'te yaşadığı-çalıştığı dönem boyunca bu evi, gelip gittikçe kaldığı bir stüdyo gibi kullanmış. Ancak oradaki atölyeyi kapatıp bütün işlerini Türkiye'ye taşıdığı son iki yıldır, bu evde çalışıyor, yaşıyor. Yaz aylarında, denize açılan bahçeyi kullanma imkânı verdiği için çok daha rahat ve keyifli bir ortamı var evin. Özellikle çamurla, ahşapla çalışma rahatlığı sunması da bir başka ayrıcalık tabii. Atölyenin ev, evin atölye olması Güzey için bir avantaj. ''Yaşamla çalışmayı her zaman harmanlanmış olarak görüyorum. Gecem-gündüzüm birbirine karışıyor, ama atölyeyi uzakta istemiyorum'' diyen sanatçının hayalinde, bal peteği gibi birbirine eklenerek, genişleyebilen bir ev-atölye yatıyor.

Denize aşık Güzey, düşlerini de bu sonsuzluğu dalarak kuruyor: ''Orada kimi zaman boş kimi zaman da dopdolu bir sahne buluyorum. Bu sahne üzerinde fantezilerimi gerçekleştiriyorum. Orada boyutlar da kendini başka türlü ifade ediyor.'' Tabiat aslında onun esin kaynağı. Formlarında, malzemelerinde, temalarında... Örneğin bronz dışında ahşap heykeller de yapıyor. Bulduğu malzemelerden yola çıkarak yorumladığı, genellikle de denizle, suyla ilişkili heykeller bunlar. Denizde kalmış ahşap parçaları, ağaç kütük ve dallarını doğal bazı malzemeler ekleyerek yorumluyor. Tuval üzerine kum resimleri yapıyor. Yeni bir teknik bu. Gitgide daha doğal malzemelere yönelen sanatçı, ''toprağa dönüş'' olarak açıklıyor bu gidişi: ''Deniz, kum zaten sevdiğim unsurlar. Teknik açıdan da kendime has bir çözüm buldum. Gayet sade bir şekilde hatta kumun kendi rengini kullanarak, ama bazen de renk katarak -altın, gümüş varak katarak- yapıyorum. Bu çalışmaları ''fosiller'' olarak adlandırıyorum.''

Sanatçı, Nisan ayında Leverkusen Müzesi'nde açacağı sergisinde de bu çalışmalarını sunacak izleyenlere. Daha sonra Selanik ve İstanbul'da da yinelenecek olan sergide, Nuh'un gemisi kalıntıları da sergilenecek. Kısaca birikimlerini sergileyecek. Çünkü o, sergiler için özel çalışma hazırlamıyor: ''Bir işin atölyeden çıktıktan sonra hazmedilmesi, prova döneminden geçmesi lazım. Bir sene sonra o işi hala kabul edebiliyorsam, sergilerim.''

ARA