Anasayfa + Sanat + Sanatçılar
Sanatçılar
''ANADOLU TANRIÇALARI''NI YOĞURUR, PİŞİRİRKEN...

Tutku, aşk, mutluluk, huzur… Gül Erali, seramiğe karşı olan duygularını bu sözcüklerle özetliyor. Gözlem, hayal, sevinç, öfke, hüzün ve yaşama dair her türlü duygularını önce çamurla biçime döküyor, sonra ateşe veriyor onları. Erali aslında çamuru değil, duygularını pişiriyor...

Yazar : Sevda Barandır
Fotoğrafçı : Serdar Şamlı
Ortaokul yıllarında, mumu eriterek, sabunu yontarak üç boyuta, minik biblolara dökmüş düşlerini. Şimdi çamurla yoğurup ateşe veriyor; kırılgan ama sağlam heykellere dönüştürüyor...

Sanat eğitimini Avusturya'da yapan Gül Erali, "Seramik öyle bir tutku ki, bazen günlük yaşamın temel ihtiyaçlarını bile ikinci plana itiyorsunuz'' diyor. Nişantaşı'ndaki atölyesi yalnızca dış dünyayla ilişkisini değil, nefesini bile kesiyormuş adeta. Ama düşlediği biçimleri boyutlanmış görünce, tüm zorlukları unutup yeni zorluklara kuşanıyor.

Zor iş seramik, hele de tutkuyla sarıldığınız yaşam tarzınız olursa.. Kilolarca çamuru yoğurmak, kaldırıp fırına yüklemek, belirli kasları çalıştırıp kimilerini hareketsiz bırakmak, rutubetli ortamlarda saatlerce yaşamak; yetmedi, bir sürü kimyevi maddeyi de solumak. Asıl sabır sonrasına gerek: Fırının sürprizlerine hazırlıklı olmak, hayallerin bir anda yerle bir olmasını kabullenmek, olmadık anlarda sevinç çığlıkları koparmak... ''Kullandığınız malzemedeki kimyasal maddelerin farklılığı ya da fırınlama esnasında oluşan aksaklıklar, aylarca çalıştığınız bir eserin yok olmasına veya istenmeyen bir sonuç vermesine neden olabiliyor. Ama kilin kurallarını kabul ettiğiniz zaman size inanılmaz olanaklar sağlıyor; sınırlarını zorlayabiliyor, onunla inatlaşıyor, oynaşıyorsunuz, mücadele ediyorsunuz ve hediyesi müthiş oluyor.''

Öyle resim gibi, evin bir köşesinde yapılabilecek bir iş değil seramik, malzemeleri, çalışma alanıyla pahalı ve riskli bir sanat. ''Üstelik'' diyor Erali, üretim aşaması uzun, teknik zorluklarından ötürü kişisel sergi hazırlığı çok zaman gerektiriyor. Satış imkânı da sınırlı olunca, serginin tüm malî külfetini sanatçı yükleniyor. Yani bu sanata gönül vermenin bedeli çok yüksek."

Biraz da bu nedenle seramik atölyesini evine yakın tutmuş. Evin içinde olduğunu düşünmek, evi kaybetmek demek. Neden mi? Şundan:

"Atölye ortamını temiz ve tozsuz tutma imkânınız hemen hemen hiç yok. Çünkü çalıştığınız malzeme çamur. En büyük hayalim, şehir dışında tabiat içinde, evimle aynı doğayı paylaşan bir atölyede çalışabilmek."

Duygu ve düşünce dünyasında iz bırakan olaylar, bilinçaltına itilmiş gözlemler, hayaller, sıkıntılar, öfkeler, sevinçler çamurda şekilleniyor ve heykellerine dönüşüyor Erali'nin. "Her sergi bitiminde uzun ve sancılı bir süreç başlar. Bir müddet çamura elimi süremem, panik olurum, ''eyvah tükendim!'' korkusu yaşarım ve bir anda her şey kendiliğinden peş peşe gelir." diyor seramik sanatçısı. Erali, çamurla olan kavgasını, sanat heyecanını atölyesinde açtığı kurslarla öğrencilerine de aktarıyor.

"TOPRAĞIN TANRIÇALARI"

Anadolu'nun zengin kültür tarihini modern sanat diliyle yoğurduğu yapıtlarına aktaran Erali'nin, "The Artemis of Ephesos" projesi kapsamında Viyana'da sergilenmek üzere hazırladığı seramik heykelleri Ocak ayında ilk kez izleyicinin karşısına çıkıyor. Avusturya Kültür Ofisi'nde Kibele'ler, Artemis'ler ve öteki tanrıça figürlerini sunacağı serginin hikâyesi heykeller kadar ilginç:

"İki yıl önce Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ve Viyana Sanat Tarihi Müzesi yetkililerinden kişisel bir sergi teklifi aldım. Viyana'da açılabilmesi için beş senedir çalışmaları yürütülen ''The Artemis of Ephesus'' adlı konseptte, Anadolulu bir sanatçı olarak yer alacaktım. İki senelik çalışma sürecinde oldukça zor anlar yaşadım. Sonunda sponsor yardımı da Avusturya'dan geldi. Böyle büyük bir konsepte dahil olması için seçilmiş bir Türk sanatçısının kendi ülkesinden hiç bir destek görememesi çok düşündürdü beni. Ne yazık ki, geçtiğimiz yaz Viyana Müzesi'nde yaşanan hırsızlıktan sonra bu proje hükümetlerarası sigorta sorunlarından ötürü ertelendi. 12 Ocak'ta açılacak sergide yer alan eserler, epey zor ve yıpratıcı bir süreçte bu büyük proje kapsamında sunulmak üzere hazırlamış eserlerdir...

ARA