Anasayfa + Mimari + Mekan
Mekan
Avrupa’nın 2004 kültür başkenti: Lille

2004 Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş olmak, eski maden şehri Lille’in modern bir mimari çehre kazanmasını sağlamış. Jean Nouvel’den Rem Koolhaas’a kadar pek çok ünlü mimarın imzasıyla modernleşen şehir, yıl boyu yerli-yabancı binlerce sanatçıyı, 2000’i aşkın sergi, tiyatro, müzik, dans, enstalasyon, film ve benzeri kültür-sanat etkinliğinde buluşturacak.

Aralık 2003'te Avrupa Kültür Başkenti ilan edilen Lille, yıl boyunca sanat ve kültür etkinliklerine sahne oluyor. Lille valisi Martine Aubry, şehir ve çevresinin bugünkü konumunu, yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşabilmiş kültürel zenginliği ve giderek artan endüstriyel gücüyle açıklıyor. Madenciliğiyle ünlü bu yöre, hep siyah/beyaz metaforuyla ünlenegelmişti. ''Lille 2004''ün gündeme gelmesiyle birlikte eski renklerine ve kültürel çeşitliliğine kavuşan şehir, yıl boyu sürecek festivallerle bölgesine de bir ritim ve coşku kazandıracak. İzleyicileri yaratıcı bir geleceğe taşımayı amaçlayan ''Metamorfozlar'', günlük hayatı da sorgulamaya yönlendiriyor. Yenilenen eski fabrika binaları içindeki ''Les Maisons Folies'' ise, yeni sanat eğilimlerinin yakından izlenmesine imkân tanıyor.

2004, üç sezona bölünmüş: Yaz ayları, Mart'ta başlayan ikinci sezonda planlanmış. Eylül'de başlayan son sezon ise, yıl sonuna kadar sürecek. Sergiler kadar festivalin müzik, tiyatro, fotoğraf programları da değişiyor.

Tüm şehir festival ruhuna bürünmüş. Sokaklar günün her saati cıvıl cıvıl. Modern binalar şehre yeni bir görünüm kazandırırken, festivalle ilgili enstalasyonlar da izleyenleri hayret içinde bırakıyor. Gösterilere sahne olan tarihî binalar ve meydanlar dışında bu amaçla tasarlanan yapılar da ''Avrupa Kültür Başkenti'' şenliklerine ev sahipliği yapıyor.

Bu genel sunumdan sonra şehri adım adım gezebiliriz artık. İlk durağımız Lille Tren İstasyonu, diğer adıyla Gare Lille Flandres. Binlerce yolcunun gelip geçtiği bu istasyonun 10.000 m2'lik cam tavanı, ''Lille 2004'' dolayısıyla Patrick Jouin tarafından, atmosferik ışık ve filtrelerle renklendirilmiş. İstasyona ilk adımınız pembe ışık dünyasına taşıyor sizi. Jouin'in ışık konsepti, ısıya ve ışığa hassas filtreler kullanarak insanların algılayışını değiştirme ve renklendirme fikrine temelleniyor. 1967'de Nantes'ta doğan Jouin, üniversiteyi bitirince bir süre Philippe Starck'ın yanında çalışmış, sonra Thierry Gaugin ve Jean-Marrie Massaud ile birlikte Luxlab adlı kendi şirketini kurmuş. Lille'deki etkinlikler hakkında kapsamlı bilgi, Gare Lille Flandres binasının arkasında yer alan TriPostal adlı eski postanede. TriPostal binası bu satırları kaleme aldığımız sırada Afrika konulu büyük bir sergiye evsahipliği yapıyordu. 40 kadar Afrikalı sanatçının resim, fotoğraf, heykel, film ve enstalasyonlarına yer veren sergi Afrika'da modern sanatın yerine ve Afrika sanatının dünyadaki tanımına değiniyor.

REEM KOOLHAS, JEAN NOUVELLE VE DİĞERLERİ

TriPostal'ın arkasında, Lille'in en büyük projesini de görmek mümkün. Yönetim ve takibini ünlü mimar ve şehir planlamacısı Rem Koolhaas'ın üstlendiği projenin konsepti, İngiltere'yi Fransa ve Belçika'ya bağlayan Eurostar ve TGV tren sistemlerinin yaratacağı büyük etkiyle Avrupa kentleri arasındaki bağlantıların devasa boyutlara ulaşacağı varsayımına temelleniyor. Hipoteze göre, 50 milyondan fazla insanın yaşadığı bu bölgenin merkezinde yer alan Lille, ulaşım ağındaki bu konumuyla büyük bir çekim gücüne sahip olacak. 21. yüzyılda fikir ve planların bir yere veya bir kente ait olmaktan çıkıp sanal olarak her yere ulaştığı düşünülürse, bu fikri hayata geçirmek için Lille gibi bir kavşak seçilebilirdi ancak! Koolhaas da bu düşünceyle Donald van Dansik ve Floris Alkemade'le birlikte, Lille'in çevresinde dönen otoyol/periferique ile tarihî merkezin yanıbaşına bu olağanüstü projeyi oturtmayı başardı.

Lille'i Avrupa'da 21.yüzyıla uygun kent haline getirmek, uluslararası çapta endüstriye açıp pazarlamak, yerel sektörlere yeni iş imkânları açmak ve daha çok turist çekmek üzere, Rem Koolhaas kadar ünlü Avrupalı diğer mimarların tasarladığı binalar da inşa edilip tamamlandı. Jean Nouvel'in Eurolille binası, Vasconi'nin Lille Europe binası ve Christian de Portzamparc'ın 120 m yüksekliğindeki Credit Lyonnais binası bunlardan bazıları. 1994 yılında tamamlanan projenin ilk bölümü 70 hektar, ikinci bölümü ise 120 hektar tabana oturuyor. Devasa boyutlu proje bir TGV tren istasyonu, 45,000m2 ofis, 31,000m2 dükkân, 10 hektar yeşil alan, 700 apartman dairesi, üç otel, 6.000 araçlık park yeri, 20,000m2'lik Grand Palais Expo ve Kongre alanı -ki içinde 2300 kişilik amfitiyatro, 5500 kişilik konser salonu ve 1200 kapasiteli otopark var- gibi birimleri kapsıyor. Yaklaşık 800 milyon Euro'ya mal olan proje bugün Lille'in artan trafiği ve nüfusunu karşılamaya ancak yetiyor. ''Lille 2004'' çerçevesindeki birçok sergiye de ev sahipliği yapan ''EuroLille''in bu yıl 12 milyona varması beklenen sanatsever ve turistin kara veya tren yoluyla Lille'e mutlaka uğrayacaklarından kimsenin kuşkusu bulunmuyor. Yıl boyu sürecek değişken sergilerden bazıları Jean Nouvel'in tasarladığı Eurolille binasındaki sergi alanında sunuluyor. Bu alanda gezenlerin beş duyusuna hitabeden çeşitli enstallasyonlardan oluşan bolüme ''Microfolies'' adı verilmiş.

MAISON FOLIES VE MODERNLEŞTİRİLEN TARİHÎ MİRAS

Lille 2004 kapsamında yapılan restorasyon ve eklemelerle 12 adet terk edilmiş fabrika binası tekrar hayata döndürülerek güncel sanatların paylaşıldığı, yeni yüzyılın hayat tarzını yansıtan sembollere dönüştürüldüler. Geçen yüzyılların tarihi ve kültürünü yansıtan, kimi çok eski dokuma fabrikası, kimisi bira üretim tesisi olan bu binalar, yeni kimlikleri ile geçmiş ve günümüz arasında köprü kuruyor. Bunların kimi yemek kurslarına mekân oluyor, kimi tiyatroya, kimisi de sanat galerisine. Kültürel ve sanatsal projeleri konuk eden bu yapıların uzun vadede Lille'in de bulunduğu Nord-Pas de Calais yöresine özel bir sosyal ve toplumsal değişim kazandıracağı ise tartışmasız bir gerçek.

Lille'in güneydoğusundaki Usine Leclercq (Maison Folie de Lille Wazemmes), gezme fırsatını bulduğumuz fabrika binalarından biri. 19. yüzyıldan kalan ve iki binadan oluşan bu tekstil fabrikası 1990'dan beri atıl durumdaymış. ''Lille 2004'' kapsamında binalardan biri yıkılarak güncel sanatların sergileneceği yeni bir galeri olarak tekrar inşa edilmiş. Rotterdamlı mimarlık ofisi NOX'un üstlendiği projeyi Lars Spuybroek tasarlamış. Fransız mimar Francois Andrieux ile birlikte hayata geçirdikleri yeni bina 350 m2lik sergi salonu, üç AV odası ve resepsiyondan oluşuyor. Eski bina 350 m2lik bir galeri ile küçük sanatçı stüdyoları ve ortak çalışma alanlarını kapsıyor. Işık dalgalanmalarından esinlenilen bir örtü ise iki binayı dış cephelerden sararak buluşturuyor.

Maison Folie'de Eric Mézil'in küratörlüğünde düzenlenen ''Akimahen!/ Sweet love rejection'' adlı sergi vardı. Her odasında farklı bir Japon sanatçının eserine yer verilen galeride Momoyo Torimitsu'nun pembe ''Şişme Tavşanlar''ı, Tsuyoshi Ozawa'nın ''Zararsız Savaş Aletleri'' ve Yayoi Kusama'nın ''Puantiye Tutkusu'' adlı eserlerini görmek mümkündü.

Lille'in kuzeyine gidince ''EuroLille''in modernist etkisinden kurtulup, tarihî binaların sıralandığı sokaklara varıyorsunuz. Lille 2004'ün bir amacı da bu binaları, yansıttıkları zamandan çıkarıp bu yüzyıla, çağdaş sanatların tanıklığına katmak; tarihî Marie Madeleine Kilisesi'nin içindeki ''Dua Sôté de Chez'' adlı enstalasyon ve performansı gibi.

Valizlerin zamanımızı temsil eden bir metafor olduğunu savunan İngiliz sanatçı Peter Greenaway, günümüz insanının durmadan seyahat ettiğini, bir çoğumuzun doğduğumuz şehirde yaşamadığımızı, her gün yaklaşık 25.000 genç insanın Pekin ve Şanghay'a taşındığını anlatıyor. Bu nedenle her şeyimizi valizlerimizde taşıyoruz, her valiz adeta bir hayatı simgeliyor. Sadece bir temiz gömlek, iç çamaşırı ve diş fırçanızı değil, sizi siz yapan her şeyi -anılarınızı, ümitlerinizi, korkularınızı, suçlarınızı, amaçlarınızı- hiç bir zaman yanınızdan ayırmadığınız ''valiz''inizde taşıyorsunuz. ''Bir düşünsenize'' diyor Greenaway, ''hayatta kaç kez valiz yaptınız?'' ''Tulse Luper'' projesinin doğuşunu bu felsefeye bağlayan Peter Greenaway, Luper'in hikâyesini söyle anlatıyor: ''Tulse Luper''in yaşamı 92 valizin hikâyesiyle alakalı. Şimdilerde 92 yaşlarında olması gereken Luper, hayatını dünyayı gezerek geçirmiş. 1939'da Almanlar Belçika'yı işgal ettiğinde oradaymış. 1945'te Moskova'ya gitmiş. Daha sonra 1963'te Doğu-Batı Almanya sınırında görülmüş. 1965'lerde Asya'yı dolaşan Luper, 1980 başlarında Pekin'e uğramış. Tutkulu bir koleksiyoncu olan Luper, durmadan valiz açıp valiz kapatmış. Bu valizleri olur olmaz yerlerde bırakmış, onları bilhassa çaldırmış, kimi zaman da başkalarının valizlerini hazırlamış -tabii, kendilerinden izin alarak... Kendisi bir madencinin oğlu olan Luper'in ilk valizi kömür doluymuş. İşte bu, yıllarca dünyanın her bir yerinde gizlenen valizler toparlanmış ve Lille'de içini su basmış olan bir kilisede biraraya getirilmiş. Şimdi de bir arşivcinin gelip bu valizlerin ardındaki hikâyeyi çözmelerini bekliyorlar.''

''Dua Sôté de Chez'' en etkileyici enstalasyondu belki de. Ardındaki felsefe kadar kilisenin etkileyici mimarisi ve 92 valizin hepsini bir arada sunmasıyla... Kimi oyuncak, kimi dondurma, kimi doldurulmuş bir köpek, kimi onlarca ampul, kimi yumurta, kimi ayakkabı, kimi çiçek veya para dolu bu valizlerin arka planında bir yaşam hikâyesi var.



Not: Lille 2004 hakkında bilgi edinmenin en pratik yolu internetteki www.lille2004.com sitesi.
Bir başka kaynak da telefon tabii:
+33 359579400 ve +33 359579423

ARA