Anasayfa + İç mimari + Mekan
Mekan
Duvarları yıkın!

İlk kez 1950’lerde New York’ta sanatçılar arasında başlayan endüstriyel yapılarda yaşam kurma anlayışı, kalabalık kent dokusu içinde yaratılan ‘duvarsız’ ve ‘özgür’ iç mekanlar, bügünün vazgeçilmezi.

Yazar : Nalan Çorlu
1950'lerin New York'unda, endüstriyel bölgelerin şehir dışına çekilmesiyle boşalan fabrika binaları, dönemin sanatçılarının ilgisini çekti. Bu yüksek tavanlı, olabildiğince özgürlük sunan yeni mekanları kendileri için hem çalışma hem de yaşama alanı olarak düzenlemeye başladılar. Diğer metropollere de sıçrayan bu yaklaşım, sonunda iç mimari bir akım haline dönüştü. ''Loft'' olarak tanımlanan bu yeni mekanlar, günümüzde de farklı yansımalarla hayat buldu. Şehir insanın hızına ve farklı hayat beklentilerine uyum gösterdi. Yaygın olarak gençler tarafından tercih edilen loftların ortak özellikleri, bu mekanlarda genel hacimlere fazla müdahale edilmemesi, kişisel alanların dışında bölüntü kullanılmaması ve sahibinin yaşamı doğrultusunda şekillenmeleri. Duvarlarından kurtulan bu 'tek hacimli' mekanlar gelecek yüzyılın yeni yaşam alanlarını oluşturdu. Dünyayı saran bu yaklaşımın odak noktasında, insanların değişen hayat beklentileri yer alıyor. Sosyal hayatlarını yoğun yaşayanlara, evlerinde daha pratik ve ferahlık sunan çözüm arayışlarına giriyorlar ve 'ev' kavramını yeniden yorumluyorlar. İhtiyaçtan fazlasını barındırmayan, yalın tasarımların tercih edildiği loftlar hele de İstanbul'da giderek tercih edilen mekanlar haline geliyor. Autoban Mimarlık, Parlak Kırmızı İç Mimarlık gibi pek çok ofisin konu üzerinde çalışmaları mevcut.

''MEKANIN VERDİĞİ HİSSİ TASARLADIK''
Uras+Dilekçi Architects, Emir Uras-Durmuş Dilekçi

21.yüzyılın hızlı yaşam şekillerine ayak uyduran, Mısır Apartmanı'nda Emir Uras-Durmuş Dilekçi imzasını taşıyan mekan, ev sahibinin isteği üzerine 'loft' kimliğine göre tasarlanmış. Ekip, bütün mekanların birbiri içinden görünür kılındığı projeyle ilgili olarak 'mekanı ve mekanın verdiği hissi' tasarladıklarını açıklıyor. Bu projede bir illüzyon yarattıklarını, detayda, çizgide, malzemede azaltma yaparak mekanı çoğalttıklarını söylüyorlar. 'İyi mimarlık genelde eşya istemiyor; bakışımız budur', diyen mimarlar, kullandıkları eşyalarda heykelsi bir nitelik bulunmasına özen göstermişler. Uras ve Dilekçi, Beyoğlu'nda ortaya çıkan loft tipi yaşam mekanlarının giderek artacağı kanısında. ''Beyoğlu pilot bölge gibi. Önümüzdeki yıllar loft tipi mekanlar dönemi olacak. Mimarların esas iş alanlarından birinin bu olduğunu düşünüyoruz'', sözlerini de ekliyorlar.

''ÇOK FONKSİYONLU 'YAŞAM MEKANI' OLUŞTURDUK...''
Autoban Mimarlık, Seyhan Özdemir-Sefer Çağlar

Beyoğlu'ndaki tarihi Mısır Apartmanı'nda bir başka loft projesi gerçekleştiren Autoban mimarlığın ortakları Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar bu yeni yaşam alternatifine örnek teşkil eden iç mekan tasarımlarını şöyle açıklıyorlar: Örneklerine çoğunlukla, New York, Londra gibi kentlerde rastlanan, şehir merkezinde kalan endüstriyel yapıların işlevlerini yitirdikten sonra farklı fonksiyonlar yüklenerek özellikle sanatçılar tarafından yeniden kullanılması anlayışıyla oluşan ''loft''lar, iç hacimleri, tavan yükseklikleri ve belli bir dönemi yansıtan mimari usluplarıyla birer tarihi eser niteliğini taşıyor. Bu mekanların ev olarak kullanımı ise alternatif bir yaşam tarzı sunuyor. Çünkü, herkesin kafasında yarattığı yaşam anlayışından farklı ve kullanıcısının da yaratıcı bir bakış açısına sahip olmasını gerektiriyor. Daha önce lokanta olarak kullanılan bu daireyi ilk gördüğümüzde, ev sahibi ile bu mekanın 'tek hacimli bir loft' olması gerektiğine karar verdik. Mekanın, tasarımı bittiğinde hala geçmişinden izler taşıması bizim için çok önemliydi. İç hacimde, banyo hariç hiçbir bölüntü ya da duvar kullanılmadı. Mekanı kendimize değil, kendimizi mekana uyarladığımız bir proje gerçekleştirdik. Ve sonuç olarak içinde ev, ofis, parti mekanı gibi pek çok fonksiyonu birlikte sunan bir 'yaşam mekanı' oluşturduk.

''YENİ YERLEŞMİŞSİN YA DA HER AN GİDEBİLİRMİŞSİN GİBİ''
Parlakkırmızı İç Mimarlık, Tanju Özelgin

Kendisi de, 'loft' denebilecek bir mekanda yaşayan tasarımcı Tanju Özelgin, alt katını ofis, üst katını yaşam alanı olarak kullandığı eski oto tamir atölyesine yerleşme sürecinin tamamen ihtiyaçtan doğduğunu belirtiyor: ''Loftlarda, en önemli hislerden biri kendinizi boş bir mekana atıyor ve zamanla onu kendinizin yaratıyor oluşu. Loftların mantığında, yeni taşınmışsınız yada her an gidebilecekmişsiniz gibi görünmeleri yatıyor.'' Günümüzde söz konusu anlayışın değişmiş olmasına rağmen işin özünde bu fikrin yattığını hatırlatan Özelgin, kendi mekanının, tasarımcı olmasaydı çok farklı görünebileceğini ve evinde kullandığı ürünlerin kendi tasarımlarının prototipleri olduğunu belirtiyor. Kendi hayatıyla, hacmi fazla zorlamadan kurguladığını vurguluyan tasarımcı, loftlarda en önemli kriterlerden birinin de yapının kendisine müdahale etmemek gerektiğini, edilecekse bile, yeni-eski ayırımını çok iyi vurgulayarak yapmanın doğru olduğunu da sözlerine ekliyor. Bu mekanlarda 'enstalasyon atmosferi, mobil yaşam hissi' olduğunu belirtiyor, tasarımcı Özelgin. İstanbul'daki potansiyelin aslında yüksek olduğunu, bu projeleri hayata geçirmenin kent dokusu içinde önemli olduğunu, bu tarz dönüştürme projelerinin yaygınlaşması gerektiğini de vurguluyor.

GELENEKSEL PLANLARDAN 'LOFT'A
Mimatlılar Mimarlık , Galia Arditi

Geleneksel Türk evinde plan, odalar ve sofa denilen ortak mekandan oluşurdu. Nitekim, odalarda yemek, çalışmak, uyumak ve oturmak için gerekli elemanlar, çevredeki dolaplarda saklı bulunur ve ihtiyaca göre eşyalar herhangi bir odada ortaya çıkartılırdı. Sofa ise odalar arasında bir geçiş ve toplanma alanıydı. Dolaşım dışında kalan kısımları ise oturmaya ayrılmıştı. Batılı anlamda fonksiyonlara ayrılmış oda anlayışı ve mobilya düzeni, 19. yüzyılda Osmanlı yaşantısına girmeye başladı. 20. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen apartmanların planları, her biri farklı bir işlev üstlenen odalardan oluşuyordu. Daha sonra 1960'larda serbest plana geçilmeye başlandı. Böylece yeme, oturma, çalışma, kütüphane, müzik dinleme gibi farklı fonksiyonları ayıran duvarlar ortadan kalkarak bunların hepsinin aynı mekanda olabileceği ''anglo-saxon living room'' konseptine paralel bir salon anlayışı oturmaya başladı.
Öte yandan, şehrin keşmekeşi, yoğun iş temposu, ve de globalizasyon ve medyanın etkisiyle yaşam tarzımız ve değerlerimiz gitgide değişiyor. Konut alanlarının giderek değer kazanması da, daha küçük mekanlarda bir çok fonksiyonun barındırılmasını mecbur kılıyor. Bu sınırlı alanları parçalamak yerine 'loft' mantığıyla mümkün olduğunca ferahlıktan ödün vermeden, ev sahibinin güncel yaşamındaki ihtiyaç ve beklentilerinin mekanda vücut bulmasına yardımcı olacak çözümler üretmeyi amaçlıyoruz.''

ARA