Anasayfa + İç mimari
''Yakındaki'' Uzakdoğu

Beldibi’ndeki Sungate Port Royal, tasarımına şekil veren Uzakdoğu felsefesi sayesinde az sözle ‘çok ve derin’ şeyler söylüyor. ‘Otel içinde otel’ temasındaki kompleks, Mimar Tuncay Çavdar ve İç Mimar Ayhan Geveli imzalı.

Yazar : Yasemin Şener
Fotoğrafçı : Defne Okay
''Dünle beraber gitti, düne ait ne varsa... Bugün yeni şeyler söylemek gerek...'' Açılışı geçtiğimiz ay yapılan Sungate Port Royal hakkında daha çok bilgi almak için sungatehotels.com sitesine girdiğinizde bu cümleyle karşılaşacaksınız. Ve muhtemelen siz de benim gibi Mevlana'nın zeka, yenilikçilik ve bilgelik kokan bu sözleriyle önyargılarınızdan kurtulup, otele dair basına yansıyan '250 bin m2'lik dev alan', ''dünyanın ikinci 7 yıldızlı oteli'', ''170 milyon $'lık yatırım'' gibi niteliklerinin aslında göründüğü kadar ezici ve ürkütücü olmayabileceğini, istenirse ''lüks'' ve ''tevazu'' gibi iki zıt olgunun aynı potada eritilebileceğini düşüneceksiniz.

Tıpkı Mevlana gibi az sözle ''çok ve derin'' şeyler söyleyen, Kemer, Beldibi bölgesindeki Sungate Port Royal, klasik tatil köyü anlayışına uzak duran bir tavırla ve ''otel içinde otel'' temasıyla Mimar Tuncay Çavdar ve İç Mimar Ayhan Geveli tarafından yaratılmış. Tasarım projesi ise, herbiri farklı zevk ve bütçeye sahip müşteri tipolojisine hizmet verecek 8 katlı ''Port Queen Hotel'', ''Aile Göl Evleri'', ''Deluxe Villa & Suitler'' ve ''Teras Evler'' olmak üzere 4 ayrı tatil konsepti üzerine biçimlenmiş. Arazinin geniş olması, yalnız konaklama alanlarının çeşitlendirilmesini değil; 18 bin m2'lik kapalı ve açık yüzme havuzlarının, su parklarının, dünyanın en büyük ikinci otel SPA merkezinin, alışveriş alanlarının, 20 bin m2'lik ''Çocuk Krallığı'nın, farklı temalardaki restoran, bar ve gece kulüplerinin yapımına da imkan tanımış. Otelin kongre turizmine de yanıt verme arayışı ise, 6000 m2'lik toplantı ve konferans salonlarıyla çözülmüş.

Yaklaşık 20 yıldır yarattıkları tüm turizm yapılarında birlikte çalışan Tuncay Çavdar ve Ayhan Geveli, bu projede de mimari ve iç mimarinin birlikte yürütülmesinin avantajlarını sonuna kadar kullanmışlar. İşverenin ''Uzakdoğu'yu Batılı müşteriler için daha yakına taşımak'' beklentisini, bu temayı çok baskın olmayan bir dilde, malzeme ve renk seçimi ile detay çözümlemelerinde belirgin kılmışlar. Dolayısıyla da projenin ana malzemesi, doğum yeri olan Uzakdoğu'nun ruhunu en iyi anlatan tik ahşap olmuş. Rattan, saz, muz ağacı, hasır, gibi doğal yan ürünler de onu izlemiş. ''Doğallık'' arayışı Çavdar ve Geveli'yi tuğla, ahşap ve paslanmaz çelik gibi malzemeleri, üzerinde hiçbir işlem yapmadan natürel halleriyle kullanma yönüne itmiş. Zeminde granit işlem görmeden bırakılırken; doğa, iç mekanlara, cephelerde bol miktarda cam kullanımıyla taşınmış.

Otel kompleksine dair ilk izlenimi veren Port Queen Hotel'in girişi, projenin belki de en iddialı bölümü. Bu mekanın konsepti, otelin adındaki ''güneş kapısı'' anlamına gelen ve Uzakdoğu felsefesine de gönderme yapan ''Sungate''ten yola çıkılarak oluşturulmuş. Tamamen şeffaf bırakılmış giriş cephesinin, aynayla kaplı tavanla buluştuğu yere, yarım daire formunda bir aydınlatma ürünü yerleştirilmiş. Akşam saatlerinde, mekan ışıklandırıldığında bu aydınlatma, aynadaki yansımasıyla birleşip daireye tamamlanıyor ve sembolik bir güneşe dönüşüyor. Bu bölümde kullanılan, ünlü İsrailli tasarımcı Ron Arad'ın yarattığı Moroso marka ''The Big Easy'' koltuklar, şeffaf zeminin altından ışıklandırmayla vurgulanmış. ''Bu mekanda misafirlere seçme şansı yaratmak istedik. Arayışı bu olanlar için Uzakdoğu imgeleri kullanıldı; bundan uzak kalmak isteyenlerse Ron Arad'ın çağdaş koltuklarıyla karşılanıyor'', diyen Geveli, tavandaki ayna uygulamasının çoğalmayı sağladığına; kuzeye bakan şeffaf cephenin ardındaki dağ manzarasının ise insanı kendisine yönlendiren bir terapi yarattığına inanıyor.

Resepsiyon bölümünde, ahşap kullanımıyla modern atmosferden Uzakdoğu'ya dönüş vurgulanmış. Kolonların güçlü etkisi ise, tekstürlü bir dilde ahşapla kaplanarak yumuşatılmış. Odalarda ise mobilyaların tamamı tik ağacından imal edilmiş; Ayhan Geveli tarafından tasarlanıp, Türkiye'de imal edilmiş. Aydınlatma ürünlerinin imalatı ise Uzakdoğu'da gerçekleştirilmiş. Odadaki tüm tekstil ürünlerinde pamuklu kumaş tercih edilmiş. Zemindeki yün halıların desen tasarımı da yine Geveli'ye ait. Şeffaf duvarı sayesinde odadan gün ışığı alabilen banyolarda zemin ahşap kaplama.

Yaklaşık 4 sene süren bu dev projenin, Mimar Tuncay Çavdar ve İç Mimar Ayhan Geveli için en tatmin edici yanı, düşlerinin çok yüksek bir oranda uygulandığını görebilmek olmuş.

ARA