Anasayfa + İç mimari
Kim korkar hastaneden?

İç Mimar Atilla Kuzu ve ortağı Levent Çırpıcı' nın gerçekleştirdiği poliklinik projesi,ilk bakışta renkleriyle öne çıkıyor. Bu seçim sıkıcı, ürkütücü ve karamsar hastane psikolojisini yok etmeyi amaçlayan bir ana fikre temelleniyor.

Yazar : Sevda Barandır
Fotoğrafçı : Ali Bekman
İlk sağlık merkezi projesi deneyimini 1998'de Acıbadem Hastanesi ile yaşayan Zoom Mimarlık, aynı grubun Bağdat Caddesi'ndeki poliklinik projesini de gerçekleştirmiş. Söz konusu olan bir sağlık merkeziymiş; dolayısıla, ekibin diğer hiçbir projesine benzemeyen, teknik donanımları oldukça hassas ele alınan bir çalışma yürütülmüş. Yani bildik poliklinik formatının dışında bir çalışma olmuş; az da olsa renkleriyle ön plana çıkan bir iş''Fonksiyon olarak bir otele gittiğiniz zaman hissettiğiniz sıcaklığı bu poliklinikte de hissedin istedik'', diyor Zoom Mimarlık'ın iki ortağı Atilla Kuzu ve Levent Çırpıcı. İşverenin beklentileri doğrultusunda mekanın yüzde 51'inin teknik, yüzde 49'unun estetik kaygılarla ele alındığını söyleyen Çırpıcı, sekiz katlı ve yaklaşık 2800 m2 olan yapının tamamının proje kapsamında olduğunu ekliyor. Giydirme cepheleriyle betonarme olarak hazır halde teslim alınan yapının tesisat sistemleri fonksiyonlara göre yeniden yorumlanmış. -Fonksiyonların ve hedeflerin çok da rahat olmayan bir alanda ele alınması, kat yüksekliklerinin yapının birçok yerinde asma tavana bile izin vermeyecek kadar alçak olması, binanın normal bir yapıdan daha fazla mekanik ve teknik donanımına sahip olması, sınırlı bütçeyle çalışılması ve günün çizgisini yakalaması- bu çalışmayı özetleyebilir. Buradan yola çıkarak projenin tasarım kriterlerini sıralamak istersek; yapının durumu, poliklinik ihtiyaçları, işverenin statüsü, hedefleri ve mimari ekibin yorumu ile ulusal ve uluslararası sağlık örgütlerinin kriterlerine uygunluk karşımıza çıkıyor.

Projede malzeme seçimlerini de çağın ve medikal teknolojinin uzantılarına dikkat ederek yapan mimari ekip, herhangi bir trend ya da akıma yönelik hiçbir seçimde bulunmamış. Renk seçimi konusunda ise, sağlık sektöründe de kabul gören beyaz ve açık tonlar tercih edilmiş. Bunun arkasındaki amaçsa, teknolojinin tüm imkanları ile donatılan unsurları daha fark edilir kılmakmış.


İç mimarlar projenin uygulama aşamasında pek çok sorunla karşı karşıya kalmış. Ekstra kat elde etmek için tavan yükseklikleri düşük tutulmuş; aydınlatmalar tavanın içine gömülmemiş. Direkt aydınlatmadan kaçınan ekip, sadece hasta ve doktorlar için gerektiği yerlerde doğrudan ışıklandırmayı tercih etmiş. ''Binanın zorlukları sizi zoraki tasarımcı yapıyor'', diyen Çırpıcı, ambulans ve acil hasta girişinin bulunduğu en alt katta teknik yoğunluğun çok fazla olduğunu söylüyor. Giriş kat, hasta iletişim odalarını içeriyor. Birbirinden transparan perde ve cam panellerle ayrılan bu kattaki ofislerde, resmi bir atmosfer yaratmamak adına açık renkler tercih edilmiş. Katlar fonksiyonlarına göre ayrılmıyor, ama her katı farklı bir renk simgeliyor. Örneğin, çocuk muayene odalarının bulunduğu kat çocuk psikolojisi göz önüne alınarak tasarlanmış. Odalarda ise hayvan formlarında muayene yatakları yer alıyor. Mekanı giydirirken konseptle uyumlu olacak biçimde dingin mobilyalar ve hiçbiri ''ben buradayım'' diye bağırmayan ürünler seçilmiş.



ARA